Kozmolojik kanıt hangi filozofa ait?
İzmir’de akşamları sahil boyunca yürürken insanın kafasına iki şey takılıyor: birincisi denizden gelen o hafif iyot kokusu, ikincisi ise “Ben neden buradayım?” sorusu. Üçüncüsü de genelde açlık oluyor ama onu birazdan çözüyoruz. Asıl mesele şu: Kozmolojik kanıt hangi filozofa ait? sorusu, aslında sandığımızdan çok daha “günlük hayatın içinde” bir şey.
Çünkü insan bazen bir otobüs durağında beklerken bile evreni sorgulayabiliyor. Hele İzmir sıcağında 15 dakika geciken ESHOT’un içinde, insan ister istemez “Bir şeyler bir şeyleri başlatmış olmalı” diye düşünmeye başlıyor. İşte tam burada kozmolojik kanıt sahneye giriyor.
İzmir’de bir akşam ve evrenin ağır soruları
Geçen gün Alsancak’ta yürürken arkadaşım bir anda şunu sordu:
“Abi sence her şeyin bir sebebi var mı?”
Ben de tam o sırada boyozuma odaklanmıştım. Hayatımın en önemli anıydı çünkü: sıcak, yağlı ve içi biraz da umut dolu bir boyoz. Ama soru kaçmaz.
“Var,” dedim. “Çünkü yoksa bu kadar trafikten çıkış yok.”
Gülmedi. Ama ben kendi cevabıma hafif güldüm. Sonra aklıma şu geldi: Kozmolojik kanıt hangi filozofa ait? sorusunun cevabı tek bir kişiye sıkıştırılamayacak kadar geniş aslında. Ama yine de bazı isimler var ki, bu işin temel taşlarını döşemiş.
Kozmolojik kanıt nedir, ne değildir?
Önce işi basitleştirelim. Kozmolojik kanıt dediğimiz şey, evrenin varlığını açıklamak için “Bir ilk neden olmalı” fikrine dayanıyor.
Yani şöyle düşün:
Bir şey var.
Bu şey bir şey tarafından başlatılmış.
O başlatan da başka bir şey tarafından…
…ve bu böyle sonsuza kadar gidemez.
İşte bu zinciri kırmak için “ilk neden” fikri ortaya çıkıyor. Ve burada felsefe bir anda İzmir trafiği gibi oluyor: herkes bir yere bağlanıyor ama kimse başlangıcı tam göremiyor.
İç sesim burada devreye giriyor:
“Tamam da, ilk neden kim abi? Evrensel bir ESHOT şoförü mü var?”
Tarihsel kökenler: İşin aslı biraz kalabalık
Şimdi dürüst olalım: Kozmolojik kanıt hangi filozofa ait? sorusuna tek bir isim yazıp çıkmak, biraz İzmir’de “en iyi kahveci hangisi?” sorusuna tek cevap vermek gibi. Tartışma çıkar.
Çünkü bu fikir farklı filozoflarda farklı şekillerde ortaya çıkmış.
Aristoteles: Hareket eden ama hareket ettirilen şeyler
Aristoteles, bu işin en eski temel taşlarından biri. Ona göre evrende her hareket eden şey, başka bir şey tarafından hareket ettirilir.
Ama bir noktada “hareket etmeyen hareket ettirici” gerekir.
Bu fikir kulağa biraz filozofların kendi kendine konuşması gibi geliyor ama aslında oldukça ciddi: Eğer her şey bir şey tarafından başlatılıyorsa, sonsuz bir geri gidiş mantıksal olarak sorunlu.
Ben bunu ilk duyduğumda şunu düşündüm:
“Yani İzmir’deki minibüs şoförlerinin bile bir ilk şoföre ihtiyacı var gibi mi?”
Platon: Düzenli evren, düzenli sebep
Platon daha çok evrendeki düzen üzerinden gider. Ona göre evrende bir uyum varsa, bunun bir akıl tarafından düzenlenmiş olması gerekir.
Yani gökyüzüne bakıp “Bu rastgele olamaz” hissi Platon’da baya güçlüdür.
Gece Konak’ta yürürken gökyüzüne bakıp şu düşünce geliyor:
“Bu kadar yıldız, bu kadar ışık… kesin biri planlamış olmalı.”
Sonra hemen ekliyorum:
“Ya da İzmir Büyükşehir Belediyesi ışıklandırma ekibi fazla mesai yapıyor.”
İslam filozofları: Nedensellik zincirinin ustaları
Daha Fazlası İçin: Karamanoğlu hangi boydan ?
Kozmolojik kanıtın gelişiminde İslam filozoflarının katkısı çok büyük.
İslam Felsefesi içinde özellikle İbn Sînâ, el-Kindî ve Gazzâlî nedensellik ve zorunlu varlık fikrini oldukça derinleştiriyor.
İbn Sînâ özellikle “zorunlu varlık” fikriyle öne çıkıyor. Yani varlığı kendinden olan bir şey olmalı, diğer her şey ona bağlı.
Bunu ilk duyduğumda kafamda şöyle bir sahne canlandı:
İzmir’de bir kahve zinciri var, ama tüm kahveler aslında tek bir “ana kahve makinesine” bağlı. O bozulursa herkes çay içmek zorunda kalıyor.
Gazzâlî ise nedenselliği biraz daha eleştirerek “Her şey alışkanlıktan sebep-sonuç gibi görünür” fikrini tartışıyor. Bu da baya kafa açıcı.
İç ses:
“Yani ben ders çalışınca not alıyorsam, bu zorunlu mu yoksa evren sadece alışkanlık mı yaptı?”
Aquinas: Kozmolojik kanıtın popülerleşme noktası
Gelelim en çok bilinen isme: Thomas Aquinas
Kozmolojik kanıt denince modern felsefe kitaplarında genelde Aquinas adı öne çıkar. Ama önemli bir nüans var: Aquinas bu fikri sıfırdan icat etmiyor, Aristoteles ve İslam filozoflarından etkilenerek sistemleştiriyor.
Aquinas’ın yaptığı şey biraz şuna benziyor:
Mahallede herkes “bir şeylerin bir sebebi olmalı” diyordu, Aquinas geldi bunu düzgün bir teori haline getirdi.
Onun “ilk neden” ve “zorunlu varlık” argümanları, kozmolojik kanıtın Batı felsefesinde standart hale gelmesini sağlıyor.
İzmir’de felsefe yapmak: Gerçek hayata entegrasyon
Kozmolojik kanıt hangi filozofa ait? sorusunu bir kenara bırakıp günlük hayata bakınca, aslında herkes bu argümanı biraz yaşıyor.
Otobüs beklerken:
“Bu otobüs neden gelmiyor?”
→ Nedensellik.
Kahve içerken:
“Bu kahve beni hayata döndürdü.”
→ Zorunlu varlık hissi (abartı dozunda).
Wi-Fi gidince:
“Bunun bir sebebi olmalı.”
→ Kozmolojik kriz.
Bir keresinde Bornova’da internet kesilmişti. O an arkadaşım ciddi ciddi dedi ki:
“Bence bu evren bize bir şey anlatmaya çalışıyor.”
Ben de dedim:
“Evet, sabır.”
İç seslerle kozmolojik kaos
Bazen bu konular kafada küçük tiyatrolar kuruyor.
Ben: “Her şeyin bir nedeni olmalı.”
İç ses: “Peki sen neden bu kadar düşünüyorsun?”
Ben: “Felsefe.”
İç ses: “Hayır, bu gece uykusuzluk.”
Sonra bir sessizlik.
Ben tekrar: “Ama ciddi soruyorum, Kozmolojik kanıt hangi filozofa ait?”
İç ses: “Hepsine biraz. Ama sen önce çay koy.”
Felsefenin sokak hali
Felsefe bazen kitap sayfalarında çok ciddi duruyor ama sokakta bambaşka bir hale geliyor. Mesela Kordon’da yürürken iki kişi şu tartışmayı yapabiliyor:
“Evren sonsuz mu?”
“Abi önce lahmacun mu yesek?”
İşte bu iki soru aslında aynı yerden çıkıyor: varlığın nedeni.
Kozmolojik kanıt, sadece akademik bir teori değil; insanın “neden buradayım?” refleksinin sistemli hali.
Kozmolojik kanıt hangi filozofa ait? sorusunun gerçek cevabı
Bu sorunun tek bir cevabı yok.
Ama genel çerçevede şöyle diyebiliriz:
Temeller: Aristoteles
Gelişim: İslam filozofları (İbn Sînâ, el-Kindî, Gazzâlî)
Sistemleşme: Thomas Aquinas
Yani bu fikir bir kişiye değil, bir düşünce zincirine ait.
Zaten ironik olan da bu: kozmolojik kanıtın kendisi bile “tek bir başlangıç” yerine “birbirine bağlı nedenler” fikrinden besleniyor.
Son düşünce: Evren biraz İzmir gibi
Bazen evren bana İzmir gibi geliyor. Başlangıcı net değil, yollar biraz karışık, herkes bir yere yetişmeye çalışıyor ama kimse tam olarak nereden başladığını hatırlamıyor.
Kozmolojik kanıt da tam burada devreye giriyor: “Bir yerden başlamış olmalı” hissi.
Belki de mesele gerçekten ilk nedeni bulmak değil, o soruyu sormaya devam etmek.
Çünkü insan, soruyu bıraktığı anda sadece yolda yürüyen biri oluyor. Ama soru varsa, biraz filozof, biraz meraklı, biraz da gece 3’te düşüncelere dalan o tanıdık kafa oluyor.